Ağız Kokusu

Ağız kokusunun sebepleri nelerdir?

Ağız kokusunda ana sebeplerden biri kırık dişler, çürük dişler, ağız içindeki yapılmış olan protezler, iyi bakılmamış dişetleri, yeterli seviyede fırçalanmamış dişler  ağız kokusunun en önemli sebepleri arasında sayılabilir. Hastaların kullandığı alkol ve sigara da ağız kokusuna neden olmaktadır. Ağız kokusunda diş hekimliği kapsamında bakıldığı zaman ağız içerisindeki bütün unsurlar; dişler, dil, yanaklar, diş etleri birinci derece önem kazanan yapılardır. Özellikle bir boğaz kültürünün yapılmaması, boğazda ve bademciklerde meydana gelen bakteriyel oluşumlar, iltihap birikimleri ağız kokusuna sebep olabilir. Dil, dil atı ve dil üzerindeki birikimlerde ağız kokusunda önemli bir unsurdur.     

Genel olarak ağız kokusu sadece dişlerden kaynaklanan bir oluşum değildir. Ağız kokusu nedeni diş ve ve diş eti hastalıkları olabileceği gibi sindirim sisteminden de kaynaklanabilir.

Ağız kokusu tedavisi

Ağız kokusu tedavisinde öncelikle tüm diş eti problemleri giderilmiş olmalıdır. Bunu sağlamak için de altı ayda bir diş hekim kontrolüne gidilmelidir. Dişeti problemi hiç yoksa yirmi yaş dişleri ağızda varsa mutlaka bu 20 yaş dişleri incelenmelidir. Bakteri plakların en zengin biriktiği ve oluştuğu yer bu bölgelerdir. Bu bakteri plakları dişerin iç ve dış yüzeylerinde tartarlar şeklinde ortaya çıkarlar. Bunu önlemek için yirmi yaş dişeri çekilebilir.

Dişlerde herhangi bir çürük varsa, eksik dişler varsa, kırık kökler varsa bu sorunlar giderilmelidir. Eksik dişler mutlaka tamamlanmalıdır. Bakteri plaklarının oluşmayacağı protezler kullanılmalıdır. Ağız kokusu problemi olan veya oluşma ihtimali yüksek olan ağızlarda mutlaka en kaliteli porselen malzeme kullanılması gerekir. Böylece bakteri plağının oluşabilme ihtimaline karşı önlem alınmış olur.

Halitosis Latinceden halitus ve osis kelimelerinden türeyen ve ağızda oluşan, hem kişiyi hem de etrafındaki insanları rahatsız eden çirkin kokuya denir. Yapılan çalışmalarda görülmüştür ki halitosis toplumun birçok kesimini etkilemekte ve sosyal bir incinme sebebi olmaktadır. Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta eğer ağız kokusu sosyal bir problem oluşturmasaydı belki de bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için gayret sarf edilmeyecekti.

Halitosisli hastalarda %90 oranında ağız kaynaklı sebepler %8 üst solunum kaynaklı %1, oranında GİS sebepleri %1 oranında da sistemik İnfeksiyonlar, ilaçlar, yiyecekler, fizyolojik sebepler ve metabolik sebepler gösterilmiştir Ağız ve diş sağlığı hekimleri tarafından yapılan çalışmalarda halitosis 5 gruba ayrılmıştır.

Grup 1; Sadece sabahları uyanıldığında duyulan ağız kokusudur. Her bireyde mutlaka az veya çok miktarda bulunur. Kötü koku oral kavitedeki putrefaksiyon sonucu oluşur. Uyku sırasında tükrük akışı azalır ve kötü kokunun çıkmasından sorumlu ağızdaki bakterilerin proliferasyonu artar. Halitosise sebep olabilecek ne spesifik hastalık ne de patolojik bir bulgu bulunmaz. Tedavi edilmez ve gereksizdir, çünkü tedavi edilse bile tekrar ortaya çıkacaktır.

Grup 2; Halitosis sebebi dil sırtından gelen hastalık, patolojik durum ve veya oral dokuların fonksiyon bozukluğudur. Periodental hastalık ve ağız kuruluğu gibi patolojik durumların modifiye ettiği dil üzerindeki birikintilerden kaynaklanır. Kriptaların derin çukurlarına yerleşen bakteriler, salyadan ve besinlerden gelen proteinleri uçucu kükürtlü bileşiklere parçalar. Ağız kokusunun sebebi uçucu kükürtlü bileşiklerdir.

Grup 3; Bu grup ağız kokusu da büyük ölçüde dil sırtından gelir fakat bakteri kaynağı ağzın içinde değildir. Sinüsler, tonsiller, boğaz veya komşu dokular gibi hava yolları ve sindirim organlarından kaynaklanmaktadır. Sindirim enzim veya organları besinleri gereği şekilde sindiremediği zaman besinler bakterilerin çürütmesine terk edilmiş demektir. Sindirim kanalında açığa çıkan gazlar bireyin isteği ve bilgisi dışında ağıza yükselir. Bireyin geğirmesine gerek yoktur . Bu tip ağız kokusunda mide ile yemek borusu arasındaki gastroözofageal kapak gevşemişse daha fazla çirkin kokulu gaz ağıza dolacaktır. Bilhassa ilerleyen yaş ile orantılı olarak bu tip ağız kokularının görülmesi artar. Bilhassa çocuklarda Tip 2 ile birlikte görülür. Toplumda en sık rastlanan ağız kokusu sebebidir.

Grup 4; Akciğerden gelir. Ağız kokusu değildir. Nefes kokusudur. İki şekilde meydana gelir. Birincisi akciğer parankiminde veya alt solunum yolunda bir infeksiyon bulunuyor ise buradan açığa çıkan çirkin kokulu gazlar doğrudan ekspirasyon havasına karışır. İkinci yolu ise kimyası değişen kan gazlarının ekspirasyon havasında aromatik bileşiklere dönüşmesidir. Bunun en canlı örneği şeker veya gut hastalarında, diyaliz hastalarında, narkozdan çıktıktan hemen sonra, gebelikte görülen ağız kokusudur. Bu tip nefes kokusu hastaları ağız kokusu tedavisine asla cevap vermez, ağız içinde ne yapılırsa yapılsın hiç bir iyileşme göstermez. Çünkü ne koku kaynağı, ne de sebebi ağızdadır.

Grup 5; Ağzının koktuğunu zannederler. Aslında ağızda ölçülebilir hiç bir patolojik koku bulunmaz.

Ağız Kokusu Sebebi

ağız kokusu önleme

Ağız kokusu sebebi çoğunlukla oral kavite nedenlidir. Ağızdan kaynaklanan kötü kokunun esas kaynağı volatil sülfür bileşikleri dir. Periodental cepler ve dil arkasında yerleşmiş ve hidrojen sülfit ve metil merkaptan üreten pek çok bakteri gösterilmiştir. Ağızdan çıkan kötü kokunun hepsinin nedeni bakteriler değildir. Dişle ilgili belirlenen belli bir sebep bulunamadığı, sağlıklı ve dişsiz hastalarda koku oluşumu tükrük, tonsiller ve dil yüzeyindeki proteinler ve sülfür içeren bileşiklerin yıkımına bağlı olarak da meydana gelebilir.

Sistemik hastalıklar sonucunda da ağız kokusu oluşur. Bu durumun en iyi bilinen örneği diabettir. Bu hastalarda ağızdan aseton, tatlı, meyva kokusu gibi kokular duyulur. Nefesteki amonyak ve idrar kokusu, üremi ve böbrek yetmezliğini akla getirmektedir. Ciddi karaciğer yetmezliğinde nefeste amonyak kokusu duyulur. Gastrointestinal bozukluklarda da nefes kokusu kötüdür.

A ve B12 vitamini yetersizliği de halitosise neden olabilir. Bir vejeteryan, çok fazla et yiyen bir kişiden daha az halitozise sahiptir. Çünkü sebzelerde protein maddelerin yıkım ürünleri çok azdır. Et genellikle yağ içerir ve gastrointestinal sistemde oluşan uçucu yağ asitleri kana absorbe edilip nefesle salgılanır. Sarımsak, soğan, pırasa, alkol vb. maddelerin dolaşım sisteminde önce absorbe edilip sonra da akciğerlerce hava olarak dışarıya verilmesiyle kötü koku oluşur. Aşırı alkol içimi mikrobiyal floranın değişiminde başlıca rol oynar ve halitozis oluşturan koku fermente edici organizmaların poliferasyonuna neden olur. İlaçların sistemik etkisine bağlı olarak da halitozis oluşabilir.

Yaşlanma, çok sigara içimi, tükürük bezi aplazisi, kadında menopoz, yüksek ateş, aşırı baharat kullanımı ağız kuruluğuna neden olur ve bu yüzden de halitosis oluşur.

Halitosis tanısı ile gelen olgunun halitosisin ne zamandan bu yana olduğu günün hangi zamanında daha çok olduğu ağız, diş ve diğer sistemlerle ilgili çok detaylı bir anamnez alınması gerekir. Ağız kokusunun olup olmadığının teyidi için aileden gerekirse arkadaşlarından bilgi alınmalıdır.

Ağız Kokusu Tedavisi

diş ipi kullanımı

Tedaviye başlamadan önce kokunun kaynağının bulunması gerekir. Burada hastaları değerlendirmede diş hekimi, KBB uzmanı, gastroenteroloji uzmanı gibi ekiplerin beraber çalışması mutlaka tedavinin başarısını arttıracaktır. Ağız kokusunun en sık kaynağı ağız ve diş hastalıklarıdır. Ağız kokusunun tedavisinde etkili metot ağız temizliği ve temel diş-dişeti bakımın yapılmasıdır Diş fırçalamasının yapılmasının yanı sıra dilin fırçalanması ağız kokusunu azaltmada etkilidir. Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara sebep olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yapılmalıdır. Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgısını artırarak ağız temizliğine yardımcı olur.

Ağız kuruluğuna mani olmak için kısa aralıklarla sık sık su içilmelidir. Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırılmasına da yardımcı olur. %3'lük hidrojen peroksitli gargara, setilpiridyum klorit ve zeytinyağı gibi iki fazlı su-yağ gargaralar, bakır klorit içeren gargaralar, oksohalojen oksidan (klorin dioksit + klorit anyon) içeren gargaralar, çinko iyodür içeren gargaralar nefesteki volatil sülfür bileşiklerini ve ağız kokusunu azaltmada kullanılabilirler. Ağız ve diş hastalıkları ile ilgili tedavi ve ağız temizliği düzenlemesi yapılmasına rağmen düzelmeyen olguların diğer sistemik hastalıklar yönünden incelenmesi gerekmekte ve tedavilerinin o sistem hastalıklarına yönelik yapılması gerekmektedir. Üst ve alt solunum sistemi kaynaklı düşünenlerde KBB bakısı, göğüs hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı tarafından bakısı, muayenesi ve ileri tetkiklerinin yapılması gerekmektedir. Ierardi ve arkadaşlarının dispeptik hastalara uygulanan Helikobakter pilori eradikasyonu ile ağız kokusu semptomlarının %60 gerilediği görülmüştür. Gastrointestinal sebeplerden özellikle barsak florasının değişmesi sonrası hastaların ağız kokusunun belirginleştiği ve barsak florasının düzenlemesine yönelik verilen tedaviden fayda görüldüğü belirtilmiştir. Halitosisi olduğunu hisseden ama bu bulgusu olmayanların tedavisi için dişhekimi ve psikiatrist işbirliği gerekir. Çünkü böyle hastaların bir kısmında koku değil koku korkusu vardır (Halitofobi). Halitosis kişiyi ve çevresini rahatsız eden bir problemdir ve bu kişilere karşı titizlikle yaklaşıp tedavilerine yardımcı olmamız gerekmektedir.

Kaynaklar
Güncel Gastroenteroloji
Elmas Kasap, Müjdat Zeybel, Hakan Yüceyar
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı, Manisa